yazayımistedim
Küçükken Ay Savaşçısı olma hayalim vardı 16 yaşıma kadar sihirli güçlerimi bekledim,gelmeyince Tomb Raider olmaya karar verdim,şimdiyse Basın-Yayın okuyorum.
Kimi hikayede köyün delisi olmak bana düşsede kimi hikayede köyün Asigi olmak benim isim... En yakin dostum sarabim, sarkilarda şifa arar , dogru söze degil dogru zamanda söylenmis söze egilirim birtek..
Kartlarımı açık oynarım. Arada yazar, çizer stres atarım.
Hayatından bir altı yılı atmak isteyecek kadar yaşlı, o altı yılı hiç yaşamamış sayabilecek kadar da genç biriyim.İnsanları sevmek ve dövmek için burayı kullanırım.Onlarınsa ruhu duymaz.İyi günner.
-
2012-03-16 76 yorum
Kaynak: vallahisenbiliyorsun
-
488 yorum
Bekareti bacak arasında 2cm’lik zarda arayan insanın, 2 bacak gördümü beyin zarının yırtılmasına “ironi” diyoruz.
(hayatbazencokibne gönderdi)
Kaynak: elisaskin
-
493 yorum
Sen kim oluyorsun da benim yaşadığım hayatı yargılıyorsun ?
Ben mükemmel değilim ve olmak zorunda da değilim !
Parmağınla beni işaret etmeden önce,
Ellerinin temiz olduğundan emin ol !
- Bob Marley(dohtorbune gönderdi)
Kaynak: msnthrope
-
2012-02-22 26 yorum
(tursucukkk gönderdi)
Kaynak: kanmurekkepizmarit
-
2012-02-15 0 yorum
:))))))))
-
2012-02-13 0 yorum
…
Zaman zaman sevdiklerimizle ilgili hayal kırıklığı yaşıyor olmamıza şaşmamak gerek. Daha kendimizi bile yeterince tanımazken bir başkasını tanıdığımızı nasıl iddia ederiz ki? Beklentinin olduğu yerde hayal kırıklığı kaçınılmaz…
Hepimizin hayatında “Bunu ondan hiç beklemezdim” ya da “Bunu ona hiç yakıştıramadım” dediği anlar olmuştur. Kendimizle ilgili yaşadığımız hayal kırıklıklarından bahsetmiyorum bile…
Anlayış, alçak gönüllülük, etkin dinleme, etkin konuşma, empati gibi kavramları giderek daha sık duyuyoruz, bu konularda kitaplar okuyor bilgileniyoruz. Gelin görün ki bilgilenmek bizi otomatik olarak değiştirmiyor. İş uygulamaya geldiğinde bu özellikleri edinmenin çok da kolay olmadığını anlıyoruz.
Atladığımız en önemli nokta, tüm bu becerileri önce kendimizle olan ilişkimizde yaşamanın önemi.
Kendi iç sesimizi dinlemenin ve kendimizle konuşmanın hazzını yaşamadan, kendimize karşı anlayışlı olamadan ne empatiden söz edebiliriz ne de özsaygıdan. Kendi iç dünyamız ve kendimizle olan ilişkimiz bizim dış dünya ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkinin görünmez rehberi aslında. Kendimizle olan ilişkimiz başkalarıyla olan ilişkimizi doğrudan belirliyor. Ancak kendimize hata yapma izni verirsek başkalarına karşı daha anlayışlı olabiliyoruz, kendimize karşı katıysak bir başka insana nasıl anlayışla yaklaşabiliriz ki?
Baktığımız pencere manzaramızı belirliyor, kendi penceremiz neyse başkalarını da öyle görüyoruz, yaptığımız her yorum, her değerlendirme ya da yargılama bizim dünyamızdan çıkıyor, buna içimizin dışa yansıması da diyebiliriz.
Karşımızdaki insanı yargılıyorsak, bilelim ki henüz kendimizi yargılamaktan özgürleşmemişiz. Bazen de kendimize şöyle derken yakalıyoruz kendimizi: “Benim niyetim onu yargılamak ya da kötü hissettirmek değildi.”
Eğer bu gerçekten doğruysa o zaman bir dahaki sefere laf ağzımızdan çıkmadan önce kendimize bazı sorular soralım:
- “Yapacağım eleştirinin ya da değerlendirmenin amacı ne? Ona kötü hissettirmek mi yoksa onun bunu sorgulamasına yardımcı olmak mı?”
- “Niyetimi doğru aktarabilmek için neyi nasıl söylemem gerekiyor?’’
İç dünyamızı daha iyi tanımak için dış dünyamıza bakmak yeterli aslında, fazla uzağa gitmeye gerek yok. Gün boyu zihnimizden ne tür düşünceler geçiyor, şu an nasıl bir çevrede yaşamayı seçiyoruz, ne tür ilişkileri kendimize layık görüyoruz, hata yaptığımızda kendimize nasıl davranıyoruz?
Kendimizi en iyi ve en hızlı tanımanın yolu ilişkilerden geçiyor. Hayatımıza giren her insan bizim birer aynamız. Hani bütün duvarları ayna döşeli mekânlar vardır, nereye baksan kendini görürsün… Hayat da aynen böyle aslında, bir şekilde ilgimizi çeken her insanda, her filmde, her şarkıda kendimizden bir yansıma buluyoruz, kimini beğeniyor kimini dışlıyoruz. Beğensek de beğenmesek de, kendimizi tanımak için hepsine ihtiyacımız var.
İnsanlarla ve hayatla olan ilişkilerimiz çok değerli, onlar bize her an kendimize dair ipuçları sunuyor.
-
2012-02-10 0 yorum
Bu fazla yalnız,bu fazla sessiz gün üstüne hıçkırık gibi düştün.
Gecenin simsiyah örtüsünü yırtıp,tüm mahremini açtın gökyüzünün.
Yüzüm,solgun.
Darmadağın bakışlarım.
Ve bilmeni isterim ki;aramadılar bir başkasını.
Bu karanlık boncuklar,ağladıkça ellerime düşüyor.
Oysa sen; gözlerimi bir yuvalarına yakıştırırdın,bir de yansımasına gözlerinin.
Kimlere baktığını söyle.
Kimlerle kirlettiğini?
Söylenme hemen ela’lar da kirlenebilir.
Üstelik bakışlarımdan daha koyu.
Başkalaşma istedim.
Yalnızca benim kokum sinsin uykuna. Yalnızca tenimle ıslansın saç tellerin.
Yalnızca ben öpebileyim “günaydın” diyen ses tellerini.
Hala aynı renk tonuylamı kararıyor gün,hala aynı ışığıyla mı doğuyor güneş?
Hala aynı isimle mi sesleniyorlar bana?
Ya sen?
Hala dudaklarını ısırarak mı gülüyorsun,hala aynı kokumu hakim kulak arkana?
Lanet olsun!
Her şey bu kadar aynıyken; hiçbir şey, olmadığını idda edemiyor bana.
“Hiçbir şey olmadı” diyorum.Bize.
Bir sigara öldürmek için caddeye çıktığımda,sen varken yaşayan binaların,halen yaşadığını görüyorum.
Adını haykırışıma şahit olan kaldırım kenarlarını,sokak lambalarını görüyorum.
Halen dimdik,halen ışık saçan.
Avuç çizgilerimizin öpüştüğünü gören insanlar uğruyorlar arada.
Ellerimi ceplerime sokup,”üşüyorum”diyor,uğurluyorum.
Öyle kimsesiz.
Öyle sevemeyen kimseleri.
Öyle kırılmış gülüşlerim.
Öyle sessiz ki gidişlerim,varlığımı senden başka kimseye göstermemek gibi kirli niyetteyim.
Varlığını giyin gel bana.
Bu fazla yorgun,bu fazla uzak,bu fazla ıssız odanın duvarlarına,yine bir deprem gibi düştün.
soğuğunu giyin gel bana.
Bir şarkı demleyeyim “hiçbir şeyin kalmayacak.” -
146 yorum
Jessie: Belaya hazır olun!
James: Hem de çifte belaya!
Jessie: Dünyayı yok olmaktan kurtarmak için!
James: Tüm insanlığı ulusumuzla birleştirmek için!
Jessie: Gerçeğin ve sevginin kötülüklerini açığa vurmak için!
James: Amacımız yıldızlara ulaşıncaya kadar!
Jessie: Jessie!
James: James!
Jessie: Roket takımı her zaman ışık hızıyla hareket eder!
James: Ya teslim olun, ya da savaşmaya hazır olun!
Meowth: Miyav! Bu çok doğru!Kaynak: naiftrek

